DOLAR 8,0863
EURO 9,7107
ALTIN 452,16
BIST 1.409
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
14°C
Sağanak Yağışlı
Cum 16°C
Cts 13°C
Paz 16°C
Pts 16°C

İşte Bilmedikleriniz: Güliver’in Gezileri Kitap İncelemesi

İşte Bilmedikleriniz: Güliver’in Gezileri Kitap İncelemesi
06.09.2019
1.166
A+
A-

GÜLİVER’İN GEZİLERİ’NE BİR ÇOCUK KİTABINDAN ZİYADE DAHA ÖNCE FARKLI BİR GÖZLE BAKMAYI DENEDİNİZ Mİ? SİZLER İÇİN NEO KLASİK DÖNEMDE YAZILMIŞ BU ESERİ İNCELEMEYE ÇALIŞTIK. İYİ OKUMALAR DİLİYORUZ.

Jonathan Swift tarafından eleştirel bir dille yazılan Güliver’in Gezileri Neo-Klasik dönemin en önemli eserlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğunlukla çocuklar için yazılmış bir masaldan ibaretmiş gibi görünmesine rağmen yazıldığı dönemin ekonomik dini ve sosyal yaşantısını başarılı bir şekilde eleştirerek okura sunuyor. Eserde Lemuel Güliver isimli adamın Liliput, Brobdingnag, Laputa ve Houyhnhnms isimli 4 ülkeye seyahatlerini görmekteyiz. Bu seyahatler aracılığıyla Swift bizlere insan ruhunun beyhudeliğini gösteriyor. Bu yazımızda sizlere J. Swift’in kullandığı eleştiri sembollerini aktarmaya çalışacağız.

Kitap ilk olarak Güliver’in bir gemi kazasıyla kendini küçücük insanların yaşadığı Liliput’ta bulmasıyla başlıyor. Güliver bu ülkede bir dev haline dönüşüyor çünkü bu ülkenin insanları ortalama 6 inç boyutlarındadır.  Bu bölümde karşımıza çıkan en önemli şey Tramecksan ve Slamecksan isimli iki ayrı gruptur. Tramecksanlar yüksek ökçeli, Slamecksanlar ise alçak ökçeli ayakkabılıların diğer isimleridir. Bu iki grup 18.yy’ın Whig’ler ve Tory’ler isimli iki baskın partisini sembolize etmektedir.  Tramecksanlar ve Slamecksanlar arasındaki uyuşmazlığın saçma sebepleri bizlere Whigler ve Toryler arasındaki uyuşmazlığın da birebir aynı olmasa bile boşuna ve gereksiz olduğunu göstermektedir.

Bir İrlanda’lı olan Swift, daima İngiltere’nin baskısı ve sömürgesi altında kalan İrlanda halkının yanında olduğunu hissettirmiştir ve bu bölümde Liliput kralını İngiltere kralı ile bir tutarak resmen kralı savaş  ve insanları sömürme meraklısı biri olarak göstermiştir. Zira kitapta Liliput kralının Blefuscu adasındaki insanları esir altına almak istediğini ve kolay kolay barış yanlısı  davranmadığını görmekteyiz. Bu yüzdendir ki Kral, Güliver bir dev olarak kolayca Blefuscu adasını yok edebilir düşüncesiyle Güliver’den yardım almak düşüncesindedir. Fakat tabii ki Güliver bu düşünceyi reddederek kralın ona içten içe nefret beslemesine sebep olmuştur.

Bir diğer konu ise yumurtanın hangi uçtan kırılacağı konusudur. Liliput adasındaki herkes yumurtasını büyük uçtan kırmaktadır fakat Blefuscu adasındaki insanlar yumurtayı küçük uçtan kırmanın daha doğru olduğunu iddia etmektedir. Bu tartışma ise Hristiyanlık dünyasındaki Protestanlar ve  Katolikler arasındaki tartışmaya bir atıf olarak karşımıza çıkar. Yazar dolaylı bir şekilde aynı yola baş koymuş insanların ufak  düşünce farklılıkları yüzünden yolları ayırmaya çalışmasının ne kadar saçma ve acınası bir durum olduğunu göstermektedir okuyucuya.

Liliput adasında, Güliver’in yaptığı en iyi gözlemlerden birisi ise ip dansı adındaki ritüeldir. Liliput Kralı devletteki yüksek konumlara ip üzerinde en iyi takla atabileni ve dans edebileni getirmektedir. Swift, tam bu noktada, devlette iyi mevkilere gelen insanların bilgi ve gerçek yetenek sayesinde değil, aksine o mevki ile hiçbir alakası olmayan farklı kriterler sayesinde geldiğini ileri sürmektedir. Liliput adasındaki insanlar çok küçük varlıklar olmasına rağmen kibirlerinin çok büyük olduğunu görmemek kaçınılmazdır, tıpkı biz insanlar gibi.

İkinci Bölüm

İkinci bölüme geldiğimiz zaman Güliver Liliput’taki küçük insanların aksine çok büyük dev gibi insanların yer aldığı Brobdingnag ülkesine varıyor ve kendisi bir Liliput’lu gibi küçük bir varlığa dönüşüyor. Liliput’tayken yüzlerce hizmetçisi olan Güliver’e burada henüz 9 yaşında Glumdalclitch isimli bir kız bakıyor. Güliver’in egosu bu noktada bir eleştiri konusu haline geliyor ve insanın boyunun, kilosunun gerçek güçle çok büyük bir ilişkisi olmadığını anlıyoruz. Güliver bu halkın dilini öğrendiği zaman Brobdingnag kralı ona sorular sormaya başlıyor. Onun ülkesini kimin yönettiğini ve ülkesinin nasıl yönetildiğini oldukça merak ediyor.

Güliver gerekli açıklamaları yaptıktan sonra kral onun ülkesinin oldukça kötü bir durumda olduğuna karar veriyor çünkü Brobdingnag halkı oldukça basit, anlaşılır ve sade bir yönetim şekline sahip. Dilleri, yasaları, alfabeleri, yani kısacası her şeyleri, basit bir düzenle örülmüş dolayısıyla Güliver’in kendi ülkesine dair yaptığı açıklamalar krala çok karışık ve tuhaf geliyor. Kitapta karşılaştığımız bu kısımda, Swift açık bir şekilde yönetim şeklindeki karmaşıklıkları eleştirmektedir. Bu ülke ile igili ilgi çeken bir diğer konu ise ordu ve silah gücü hakkındadır. Güliver kendi ülkesinin bir ordusu olduğunu ve bunun nasıl işlediğini anlattıktan sonra kral kararlı bir şekilde bunun ne kadar gereksiz olduğundan bahseder. İngiltere halkını  bu yüzden o kadar ağır bir şekilde eleştirir ki Güliver’den bir daha bu konudan bahsetmemesini ister.

Gördüğümüz üzere, Liliput ülkesinin aksine Brobdingnag ülkesi sakin, huzurlu ve aksiyonsuz bir yaşam şekline sahiptir. Fakat şöyle bir gerçek de var ki, her ne kadar kral bu durumu hoş olmayan bir şekilde eleştirse de kendilerinin de ne olur ne olmaz düşüncesiyle sahip olduğu , aktif bir şekilde kullanılmayan bir ordusu var. Bu zıtlıkta, Swift insanoğlunun her durumda insan olduğunu, çıkardan ve savaştan tam anlamıyla asla kaçamadığını anlatmaktadır bizlere adeta.

Bu ülke ile ilgili bahsetmek istediğim son konu ise,  okuyanların bileceği üzere, kraliçenin cücesi hakkındadır. Bu cüce Güliver ülkeye geldiğinde heyecandan ve sevinçten resmen dört köşe olmuştur. Çünkü artık boyut olarak ondan daha kısa ve çelimsiz birisi daha vardır çevresinde. Çevresindekiler tarafından küçük görülen bu cüce, aynı şekilde Güliver de ondan güçsüz olduğu için onunla  alay edip ona zorluklar yaşatmaktan zevk almaktadır. Burada dikkatimizi vermemiz gereken şey tam olarak hiyerarşi konusudur. Güçlü olanın güçsüz olanı daima ezdiği bu sistemi ayakta alkışlanacak şekilde eleştirmektedir Jonathan Swift.

Üçüncü Bölüm

Güliver’in çıktığı üçüncü yolculuğa gelecek olursak, bizi oldukça sıradan ve diğerlerine nazaran daha değişik bir yolculuk karşılıyor. Laputa isimli bir adaya yapılan bu yolculukta bizlere bu defa teorik bilginin yeri gelince ne kadar saçma olabileceği gösterilmeye çalışılmış desek yanlış olmaz. Aslında çoğu kaynakta üçüncü bölüm önemsizmiş gibi gösterilse bile aslında insanoğlunun yeri geldiği zaman bilim ile uğraşıyorum düşüncesiyle gerçek hayatta asla işimize yaramayacak, bize bir faydası olmayan  beyhude işlerle ilgilendiği konusu aktarılmış. Kitabın yazıldığı döneme tekrar baktığımızda, Swift’in tam olarak bir Aydınlanma Çağı yazarı, bir diğer deyişle Neo-Klasik Dönem yazarı olduğunu anlayabiliyoruz kitabın üçüncü bölümü sayesinde. Çünkü Aydınlanma Çağı, bilim ve sanatta gelişme çağı olarak karşımıza çıkar. Bu bölümde gerçek anlamda bilgiye ve sanata ters düşen beyhude bilgi şekli başarılı bir anlatımla eleştirilmiştir.

Son Yolculuk

Güliver’in dördüncü ve son yolculuğuna gelince ise bizleri oldukça şaşırtıcı bir serüven karşılıyor. Houyhnhnms isimli fazlasıyla zeki atlar tarafından yönetilen bir yer düşünelim. Bizlere bu ne kadar aşırı ve tuhaf geliyorsa Güliver içinde aynı şekilde oluyor. Bu ülkeyi diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda belki de en fazla eleştirinin bu bölümde olduğunu anlayabiliriz. Bunun detayları nelermiş yavaş yavaş bakalım. İlk olarak, Houyhnhnms halkından bahsedecek olursak ilk dikkatimizi çekecek konu ne kadar sevgi dolu ve akıllı yaratıklar olduğudur. Aynı zamanda dürüstlükleri de gözden kaçmaz. Herhangi bir yasaya veya kurala ihtiyaçlarının olmaması da bundan kaynaklı zaten. O kadar dürüst varlıklar olarak karşımıza çıkıyorlar ki yalan kelimesini bile dillerinde karşılayan bir kelime yok, ‘’olmayan şey’’ kelimesini kullanmayı tercih ediyorlar.

Houyhnhnms halkı ile ilgili dikkat çeken bir diğer husus ise hastalık konusudur. Daha doğdukları andan itibaren sıkı bir diyete başlayan bu zeki atlar, hayatları boyunca kolay kolay hastalanmıyor ve hastalık yüzünden yaşamlarını yitirmiyorlar. Çünkü bu diyet onları sağlıklı tutuyor ve aşırıya kaçmaktan alıkoyuyor. Onlara göre hayattaki bütün hastalıkların ve kötü şeylerin başı aşırıya kaçmak, eğer insan önlemini alır ve kendini savurganlığa, sürekli tüketmeye, aşırılığa alıştırmazsa sağlıklarına hiçbir zarar gelmeyeceği konusunda hemfikirler.

Houyhnhnms halkı hakkında en etkileyici şeylerden diğeri ise ölümü bir son olarak değil yaşamın doğal bir parçası olarak görmeleridir. Doğum ne kadar normal ve hayati bir durum ise ölüm de aynı şekilde. Her şeyin mükemmel olduğu bu yerde elbetteki bahsedilmesi gereken nahoş bir durum da söz konusu çünkü tüm kitapta izlenimlediğimiz üzere yaşamın olduğu yerde daima bir kusur söz konusu. Bu nahoş durum ise Yahoos olarak adlandırılmakta. Yahoo’lar da aynı şekilde bu ülkede yaşayan aşırı aç gözlü, bakımsız, pis ve vahşi yaratıklardır.

Bu yüzdendir ki Houyhnhnms halkı için en büyük tehlikeyi bu varlıklar oluşturmaktadır. Ülke içinde birbirini öldüren ve hasta olabilen tek canlılar bunlardır. Bu varlıklar yüzünden, adaya ilk defa ulaşan Güliver’de bir Yahoo zannedilmiş ve bu durum zor zamanlar yaşamasına neden olmuştur. Fakat daha sonraları Güliver’in de düşünebildiğini ve Yahoo’lardan daha akıllı davrandığını anladıklarında onun zararsız bir Yahoo olduğu konusunda anlaşmışlardır. Bu noktada belirtmek gerekir ki Swift, Yahoo’lar aracılığıyla biz insanların vahşi doğasını eleştirmektedir çünkü Yahoo’ların tasvirine baktığımızda biz insanların ilkel haline benzediğini anlıyoruz.

Adada uzunca bir süre geçiren Güliver, zamanla burayı çok sevmiş ve ilk defa bir yerde sonsuza kadar kalmak istemiştir. Fakat daha önce de belirttiğimiz üzere dış görünüş olarak bir Yahoo’ya benzemesi onun bu adadaki sonunu getiren en büyük faktördür. Akıllı olduğu anlaşılan Güliver’in diğer vahşi Yahoo’ları da etkileyebileceğini düşünen Houyhnhnms halkı onun adadan ayrılmasını istemiştir. Karşı çıkma lüksü olmayan Güliver ise kendine bir tekne yaparak ülkeden istemeyerek ayrılmıştır.

Güliver bir ara Yahoo’lar da tıraş olduklarında, uygun kıyafetler giydiklerinde aynı insanoğluna benzeyebileceklerini düşünmüştür. Bu yüzdendir ki biz insanların da Yahoo’lardan bir farkımız olmadığını, bizlerin de Avrupalı birer Yahoo olduğumuzu düşünerek insanoğluna karşı tam bir nefret beslemeye başlamıştır. Hatta Houyhnhnms ülkesindeki Yahoo’ların, biz Avrupalı Yahoo’lardan daha dürüst olduğunu düşünmektedir çünkü insanoğlu gerçek yüzlerini gizleyerek, içten pazarlık yaparak ve yalanlar söyleyerek maskeyle yaşamaktadır. Fakat Houyhnhnm ülkesindeki Yahoo’lar aynı göründükleri gibi olduğundan insanoğlundan çok daha iyi bir konumdadırlar Güliver’in gözünde.

Güliver’in adadan ayrılırken insanoğluna karşı bir nefret beslemeye başlamıştır, demiştik. Hatta ailesine dönerken, Don Pedro isimli bir gemici ile karşılaştığında ona bile tiksinerek bakmıştır, halbuki bu gemici ona yardım etmekten başka bir düşünceye asla sahip değildir. Yolculuğu esnasında ailesine bile dönmek istemez Güliver. Çünkü ailesi ona sanki birer Yahoo gibi gelir. Bir Yahoo eşi ve babası olduğu düşüncesi onu resmen boğacak gibi olur, öyle ki evine döndüğünde onların kokusuna bile tahammül edemez, aylarca odasından çıkmak istemez. İki tane de at alıp beslemeye başlayan Güliver’in bu ruh hali birkaç yıl sürer. Bu son bölümde Swift’in insanlara karşı büyük bir nefret beslediğini anlamak kaçınılmazdır.

Çoğunlukla karşımıza bir masal kitabı olarak çıkan Güliver’in Gezileri’ni aslında ütopik bir roman bakış açısıyla değerlendirmek yanlış olmaz. Dolaylı ironileri ile dönemini baştan aşağı her yönüyle eleştiren Swift, bu özelliği sayesinde İrlandalılar açısından bir kahraman olarak değerlendirilmiştir.

Bu yazımızda sizlere Güliver’in Gezilerinin asıl yazılma amacını ve kitaptaki eleştiri unsurlarını  J. Swift’in ruh hali ile beraber aktarmaya çalıştık. Eğer eklemek istediğiniz, bizim gözümüzden kaçan bir şey olursa yorumlardan iletebilirsiniz.  Okuduğunuz için teşekkür ediyoruz.

Bir diğer kitap analiz yazımız Frankenstein Kitap İncelemesi: Frankenstein Aslında Kimdir, Neyi Temsil Ediyor? yazımıza buradan erişebilirsiniz.

Avatar

Ben Derya. Kafkas Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencisiyim. 21 yaşındayım ve İstanbul'da yaşıyorum. Seyahat etmeyi, kitap okumayı, yazmayı ve eğlenirken öğrenmeyi severim. Bu ögrendiklerimi de sizlere elimden geldiği kadar aktarmaya çalışacağım. Zevkle okumanız dileğiyle!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.